MeNZiL.wp

Niyet ettim Allah rızası için..

Archive for the ‘Tefsir Notları’ Category

Hamd Nedir?

Posted by Zâcir Mart 30, 2007

“Hamd alemlerin Rabbi Allah içindir.” (Fatiha,1/1)

Hamdin başlangıcı ve sonu vardır. Hamdin başlangıcı şöyle olur: Kul kendisine verilen nimet karşılığında hamdeder. Zira o hamdin nimeti artırdığını bilir. Hamdin nihayeti ise şu şekildedir: Cenab-ı Hak kula bir güç vermiştir. Kul o gücüyle Hakk’a kulluğunu yerine getirir. Dolayısıyla kul, bu güçle namaz kıldığını, oruç tuttuğunu, hacca gittiğini ve zekat verdiğini bilmeli ve Hakk’ın rızasına uygun ibadetleri yaptığı için şükretmelidir.

Hatta hamdin sonu kulun kendi mazharında hamdedenin aslına Hak Sübhanehu ve Teala olduğunu, başkası olmadığını bilmesidir. Kulluğun kemali bu makamda kulun kendisinin yokluğunu anlaması, zat, sıfat ve fiillerden asla kendisinin herhangi bir nesnesinin bulunmadığını bilmesi ve Hak Sübhanehu ve Teala’nın kendisini sıfatlarının mazharı kıldığını düşünerek kalbini mesrur etmesidir.

Hace Ubeydullah Ahrar (ks)

Kaynak: Reşehat

Reklamlar

Posted in Tefsir Notları | Leave a Comment »

Davada Sebat

Posted by Zâcir Mart 2, 2007

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur’an’ı size göndermekten vaz mı geçelim?

(Zuhruf Suresi; 43/5)

Katade bu ayet-i kerime hakkında şöyle demiştir: “Şayet bu Kur’an, bu ümmetin evvelkileri kabul etmediği zaman kaldırılmış olsaydı, o zaman onlar helak olurlardı. Ancak ne var ki Allah, rahmeti sebebiyle, bu Kur’an’ı onlara indirmeyi sürdürmüş ve onları, bu Kur’an’a yirmi sene boyunca sürekli davet etmiştir.”

Razi’nin (ra) Tefsir-i Kebir’inden..

Posted in Tefsir Notları | 1 Comment »

“Allah Sabredenlerle Beraberdir”

Posted by Zâcir Eylül 3, 2006

“Ey İman Edenler (Ufuk İnsan Haline Gelebilmek İçin), Sabır ve Namaz İle Allah’tan Yardım Dileyin. Şüphesiz ki Allah, Sabredenlerle Beraberdir.” (Bakara, 2/153) 

Sabır, musibetin, gelip çattığı, masiyet adına kötü duygu ve hislerin teşvikçi rolünü oynadığı ve itaata ait emirlerin işitildiği, tebliğ edildiği ilk anda şekil, hâl ve düşüncede sarsılmama, şoke olmama ve yer değiştirmeme demektir ki, sabır hadisenin ilk gelip çattığı andadır” hadisi bu mânâyı resmeder. Yoksa, alışıp şoku üzerinden attıktan ve muafiyet zırhına büründükten sonra gösterilecek sabra kamil mânâda sabır denmez.

Bu arada bir hususa işaret emekte yarar var; en büyük sabır, Allah’a itaat, emirlerine riayet, yasaklarından içtinab adına gösterilecek olan sabırdır. Zira insan, tevhid burcuna ve ubudiyet ufkuna ancak itaat ile ulaşır. Bu mertebeden sonradır ki, Allah’tan gelen her şeye ram olma ve boyun eğme keyfiyetine bürünme gelir.

Burada, nâmütenaniye doğru seyahate azmetmiş ilk azmin azimlilerine; eğer siz, her yanıyla ebedilik gamzeden bir gayeye yürüyecekseniz, böyle bir hedefe ancak uzun ve meşakkatli bir yolla varılır.” fehvasınca, zirvelerin yolu dağdan-tepeden, uçurumdan-dereden geçer. Dolayısıyla da, bu yolda pek çok imtihan ve sıkıntılara maruz kalınır. Hususiyle de, içte nefis ve şeytanın olumsuz telkin, vesvese ve iğfalleri, dışta da münkir, mülhid ve insafsız mütecavizlerin baskı, saldırı, zulüm, gadir ve şaşırtmaları her zaman söz konusu olabilir. Ve siz maddi-manevi bir gerilim için dişinizi sıkıp dayanmaya, her yandan gelen değişik şeylere cevap yetiştirme mecburiyetinde bırakılabilirsiniz. Ruhî, bedeni yüksek bir donanım içinde olmaz ve ciddi bir temrin ve riyazetle gerekli ölçüde metafizik gerilime ulaşmazsanız takılıp yollarda kalabilir veya temel duygularınıza, düşüncelerinize zıt bir manevi uçuruma yuvarlanabilirsiniz.

Böylesi muhtemel tehlikelere karşı, sabretmeye şartlanmak bir ilk sığınak, ayakların kaymasına karşı güven vadeden bir zemindir. Muvaffakiyetlerin kaderi sabır taşı altında planlanır.. iyi yolun kötü yoldan ayrılma noktası sabır levhasıyla belirlenir.. Hakk’a kulluğun ağır eforları sabır dopingiyle gerçekleştirilebilir.. iman, islam, ihsan hakikatine sabır helezonuyla yükselinir.. ve insanın, ömür boyu, imandan marifete, marifetten muhabbete, mehafete, ruhani zevklere, hakiki vuslata ermek gibi bir gayesi ve derdi varsa; sabır onun zâdı, zahîresi, güç kaynağı gibi hep mevcudiyetini hissettirir şekilde onun yanında olmalıdır.

Sabır kendi içindeki çeşitleriyle düşünüldüğünde, insanoğlunun terakkisi adına sunulan reçetenin bu birinci maddesinin önemi kendi kendine ortaya çıkar.

İçinde sabır temrini de ihtiva eden namaz, imanın istikrarı, ruhun tasaffisi, ruhî, bedenî sıhhatin en önemli esas ve vesilesi, içtimai anlaşma, uzlaşma ve kaynaşmanın en sıcak en müessir zemini ve ümmet olmanın en açık tezahürüdür. Namaz bütün ibadetlerin piri ve din gemisinin rotası ve kalbde miraca ulaşmanın da ışıktan merdivenidir. Namazla, imanını tabiatının bir yanı haline getiren, onunla ruhunu saflaştırabilen, yine onunla kalbî hayatın enginliklerine açılabilen ve onun o yumuşaklardan yumuşak sıcak ikliminde bünyan-ı marsus gibi bir ümmet olduğunu duyan herkes, kulluk yolunun sıkıntılarını rahatlıkla aşabilir ve hedefine ulaşabilir.

Fethullah Gülen, Kur’an’dan İdrake Yansıyanlar

Posted in Tefsir Notları | 3 Comments »