MeNZiL.wp

Niyet ettim Allah rızası için..

GENÇLİĞİN CİNSELLİKLE İMTİHANI

Posted by Zâcir Eylül 7, 2006

CİNSELLİĞİN gençler için sorun olması, bu zamana özgü değildir. Her devirde gençler, özellikle büluğ çağından itibaren iç dünyasında karşı cinse karşı şiddetli bir cinsel arzu duyar. Bu, onun fıtratında vardır. Önemli olan, bu arzunun meşru bir yoldan tatmin edilip edilmemesidir.Aslında bu durum, insanı iç dünyasında zorlayıcı bir etkiye sahip olan her türlü dürtü ve eğilim için de geçerlidir. Örneğin, acıkma hissi, insanda tıka basa tok olana kadar yemek yeme eğilimi doğurabilir. Bu eğilim karşısında kişi, aç kalmadan, biraz yemeye, yeterince yemeye ya da tıka basa doymaya kadar geniş bir davranış setiyle karşı karşıyadır. Burada “İnsan acıktığını hissediyorsa, o hissi bastırmak için tıka basa yemelidir” şeklinde bir fikir ortaya atmak, son derece deterministçe bir bakış açısını yansıtır ve yanlıştır. Bir insanı içeriden zorlayan hiçbir dürtü ve eğilimin davranış açısından tek bir standart karşılığı yoktur. Her zaman çeşitli seçenekler vardır. İnsan iç eğilimlerini ilanihaye yok farzedemez, ama onun büsbütün esiri de değildir.

Mesela Ramazan ayında oruç tutan bir mü’min, sahur vaktinden iftara kadar bir gün boyunca bedeninin “Ben açım!” uyarılarına mukavemet gösterir. Çünkü ruhî inançları bedenî ihtiyaçlarına galiptir. “Rabbim, nimetlerine karşılık yılın bir ayında benden oruç tutmamı istiyor” inancı, o mü’mini gün içinde ağzına bir lokma atmaktan alıkoyar. Bu da gösterir ki, bedenin ihtiyaç olarak duyurduklarına mağlup olmak, her şeyden önce bedenin ihtiyaçlarını öncelemek ve daha değerli görmekle ilgili bir şeydir.

Hasılı, çalışma prensibi bakımından acıkma duygusu ile cinsel duygular arasında fark yoktur. Kişi, ikisini de iç dünyasında duyumsar ve bir şekilde o duyguyla ‘hesaplaşır.’ Bu hesaplaşmanın sonunda o duyguyu iç dünyasında bloke edebileceği gibi, meşru ve helâl dairede tatmin etmeye de yönelebilir. Ya da o duyguyu hemen ve azgınca tatmin etmeye yönelir, ki bu nefsin tercih edeceği bir yoldur.

Bir kişide nefsin hâkim olması, o kişideki rablık arzusunun bir sonucudur. Çünkü istediği şeyi hemen ve derhal gerçekleştirebilmek rablığın bir özelliğidir. Gelgelelim insanın nefsine prim vermesi onu rablığa taşımaz, tam aksine hayvanlığa yakınlaştırır. Çünkü arzu ve eğilimleri derhal gerçekleştirme tarzı, insan söz konusu olduğunda, akıl ve iradenin süreç dışı kalmasını, tüm sürece ‘kör duygular’ın egemen olmasını sonuç verir. Duygu ise şuursuzdur, ne yaptığını bilmez. Kural tanımaz, tecavüz eder. Tıpkı bir hayvan gibi, her şeyi içinde bulunduğu andan ibaret sanır. Bakışını, yaratıcısına ve öteye (ahirete) yükseltemez.

Nefsinin farkında olan dolayısıyla Rabbini tanıyan bir mü’min için ise cinsel duygularına karşı hareket tarzı daha farklıdır. O diğer bütün duygularında olduğu gibi, cinsel duygularını da Rabbinin çizdiği sınırlar içinde anlamaya, kıymet vermeye ve tatmin etmeye çalışır. Meşruiyetin kaynağı, Rabbin emir ve yasaklarıdır.

Nitekim Rabbin emir ve yasaklarını ihtiva eden İslâm, bir fıtrat dinidir. İnsanın duygularını, arzularını ve eğilimlerini inkâr etmez. Öte yandan tüm bunların kuralsız ve hazcı bir tutumla tatmin edilmelerine de izin vermez. Çünkü Rab, insanı bu dünyaya indirmekle bir maksat gütmektedir. Bu maksat, hammadde mesabesindeki duyguların tensel ve yersel yönünü en başta iman kuvvetiyle, sonra akıl ve irade aletleriyle nakış nakış işlemek, onları doğru mecralarına oturtmak sûretiyle yüce gayelere çevirmekle hasıl olmaktadır.

Cinsel duygulara gelince, İslâm bu enerjinin nikah yoluyla teskin edilmesini teşvik eder. Eğer şartları buna uymuyorsa, gence iffetine sahip çıkmasını önerir. Fakat bunun zorluğunu da öngörür. O yüzden ona namahreme nazar etmemeyi, gerekiyorsa oruç tutmayı ve “Ya Rabbim bir anlığına bile olsa beni nefsimin eline bırakma!” duasını tekrarlamayı öğüt verir.

İtiraf etmek gerekir ki, bu zamanın gençleri için şartlar elbette daha zordur. Çünkü zaman nefisperestliğ in son derece yaygınlaştığı bir dönemdir. İnsanların bedenlerini kendi mülkü saydığı, onu kendi istediği gibi sergileyebileceğ ini düşündüğü bu dönemde cinselliği hatıra getiren imgeler sayısızdır. Cinsel içerikli şarkı sözleri, en alâkasız üründe bile kadının kullanıldığı reklâmlar, açık saçık fotoğrafların yer aldığı dergi ve gazeteler.. gençleri iradelerini iptal edip her daim nefislerinin sesini dinlemeye davet etmektedir. Dahası, sokakta ve neredeyse her türlü mekânda rastlanan açık saçıklık, aile ve akraba ilişkilerinin bozulması, flörtün yaygınlaşması, evlenme yaşının geç yaşlara sarkması da gençlerin cinsel duygularıyla meşru yoldan baş edebilmesini zorlaştırmaktadı r.

Nitekim İncil’de “Zina etmeyeceksin! ” yerine, Kur’ân-ı Kerim’de “Zinaya yaklaşmayın!” emri üstü örtülü olarak bu zorluğu ima eder. Bozuk bir çevrede her an göze takılabilecek bir cinsel imge, gencin aklını sürekli cinsellikle meşgul etmesine ve gözünü nefsinin arzuları doğrultusunda haz tarayıcılığında kullanmasına sebep olur. Böylesine cinsellik tehdidi altında yaşayan bir topluma ise, zina etmemek yerine zinaya yaklaşmamayı emretmek, elbette çok daha hikmetlidir.

“Zinaya yaklaşmayın” âyeti, iki noktada manidardır. İlki, gözün harama kaymasının zina sürecini düğmeye basılmış gibi otomatik olarak işleteceğine işaret etmesidir. O sebeple âyette zina kadar zinaya götüren yollar da yasaklanmaktadı r. İkincisi ise, İncil âyetiyle birlikte düşünüldüğünde ahirzaman topluluklarını n Allah’ın hükümlerini değiştirdiğine işaret etmesidir. Gerçekten günümüz toplumlarında örtünme emri yerini açık saçıklığın norm olduğu bir hâle terketmiştir. Nitekim içinde yaşadığımız toplumda seksen yıl önce sokakta başını açan tek tük hanımlar ayıplanırken, şimdi örtünen bayanlar dışlanır hâle gelmiştir.

İşte günümüz gençlerinin karşı karşıya kaldığı esas zorluk bu bozuk çevredir. Gençlerimizin bir başka zorluğu ise, aile ve akrabalık ilişkilerinin çözülmesidir. Saadet Asrı’nda bir genç, Resulallah’a gelerek zina etmek için izin ister. “Ya Resulallah, zina etmeme izin ver!” der. Orada bulunanlar hemen delikanlının üzerine yürüyüp onu azarlarken, Resulallah, “Onu bana yaklaştırın” buyurur. Aralarında şu konuşma geçer:

Böyle bir şeyi annen için arzu eder misin? Genç:

Vallahi hayır! Allah beni sana feda etsin ki hayır! Resulallah (asm):

Hiçbir insan da böyle bir şeyi annesi için istemez. Peki ya kızın için arzu eder misin? Genç:

Vallahi hayır! Allah beni sana feda etsin ki hayır!…

Konuşmanın devamında Allah Resûlu, aynı soruları gence halası, teyzesi için de sorar. Gencin cevapları ise yine aynıdır.

Bu hadîsin tersten bir okumasıyla farkedileceği üzere, aile ve akrabalık ilişkilerinin olmadığı ya da zayıfladığı, üstüne üstlük, açık saçıklığın kol gezdiği bir yerde, gençlere kadının cinsel obje dışında değerleri olan, toplum içinde önemli rolleri ifa eden bir varlık olduğunu anlatmak hiç de kolay değildir. Aynı şekilde baba, erkek kardeş, amca, dayı, enişte.. rollerine hayat tecrübesi içinde tanık olmayan bir bayanın, erkeklerin her zaman kadınlardan ‘istifade’ etmek isteyen bir tür olmadığını zihninde oturtması kolay değildir. Günümüzün yabancı birinin akrabadan hem bedenen hem kalben daha yakın olduğu kent hayatı, bu açıdan son derece hatalı bir görüntü arz etmektedir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bugünün gençleri kendilerini cinsellik konusunda daha baştan mağlup olarak düşünmemelidir. Eğer mü’min iseler zaten daha başta nefsin cinsel arzularına karşı dengeleyici bir kuvvete, hem de iman kuvvetine sahipler demektir. Kalpte iman durduğu müddetçe, gençlerin cinsellik ya da açık saçıklık konusunda kendilerini çaresiz görmeleri doğru değildir. En önemli dayanakları, işte kalplerindeki bu imandır. Çünkü iman hem kuvvettir, hem lezzettir. Bir yandan dünyanın geçici hazlarına mukavemet gücü kazandırır, diğer yandan verdiği daimi huzur lezzetiyle şehevî hazlara tenezzül etttirmez.

Öte yandan iman, mü’min genci adaletli olmaya ve sorumlu davranmaya yönlendirir. İman gözlüğüyle bakan bir mü’min genç, şu anda ya da gelecekte birisinin eşi olacak birine sırf şehevî bir arzuyla bakmanın bile, bir hakka tecavüz olduğunu bilir. Ayrıca böyle bir davranışın kendisine karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu da düşünür. Çünkü aklı, imanı, iradesi, ihlası, sabrı.. dururken; şehevî arzusunu kendisine rehber edinmesi ve anlık bir hazzı en büyük hedef yapması, Rabbinin kendisine verdiği potansiyeller açısından gerçekten çok büyük bir haksızlıktır. Koca kâinatı kuşatabilecek bir kalbin, zerrede boğulması gibi bir şeydir.

Cinsellik sınavı karşısında mü’min gencin bir diğer dayanağı, sağlıklı bir aile ve akraba ilişkisidir. Anne-babası, kardeşleri ve akrabaları tarafından sevilen ve değer verilen bir genç, başıboşluk, değersizlik ve can sıkıntısıyla cinsel dürtülerinin peşine koşturmaz. Sefahatin hocası olan sıkıntının yörüngesine girmez. Küçük yaşlarda onların nezareti, sevgisi; ilerleyen yaşlarda yoldaşlıkları, dostlukları, muhabbetleri sayesinde kalbi sevgi ve güven duygusuyla dolu olur. Sevgi ve ilgi mahrumiyetinden doğan bir sevgi arayışı ile yanlış adreslerde ve yanlış kollarda hayvansı bir cinselliğin tuzağına düşmez.

Yine kalbi sevgi ve güven duygusuyla dolu olan bir genç, günümüzde çokça görülen ‘kötü arkadaş’ baskısına da dirençli olur. Onların cinselliği büyümenin bir göstergesi gibi gösterip alaycı bir tavır almalarına karşı kendisinde bir eksiklik varmış gibi düşünmek yerine, onlarda yersiz ve zamansız bir sapma olduğunu görür. Buna karşılık özellikle aile içinde sevilmeyen, varlığı önemsenmeyen, dokunulmayan bir genç, akranlarının baskısı karşısında dayanamaz; nefsine ve onların ayartmalarına yenik düşebilir.

Aslında tüm mesele, eninde sonunda gelip kalbe dayanmaktadır. Eğer bir gencin kalbi, iman nuruyla dolu, başta ailesi olmak üzere çevresindeki insanların sevgi ve ilgisine muhatap ise, o gencin cinselliği bir ısrar ve takıntı haline getirmesi söz konusu değildir. Cinselliğin sahte parıltısı, ancak kalbi boş ve sevgisiz kalmış bir genç için güneş gibi parıldar.

Dolayısıyla dikkat edilmesi gereken nokta, kalbin daima semavî hazlarla takviye edilmesine çalışmaktır. Aksi halde, tabiat boşluk kabul etmediği gibi, dünyevî hazlar da kalbi kendi çekim alanı içine alır. Kalbi semavî hazlarla takviye etmenin yolu ise en başta farz ibadetleri yerine getirmek, sonra tefekkür ve zikirdir. Bunları hayata geçirdiği ölçüde bir gencin kalbi cinsel arzuların ayartıcılığına karşı gerekli donanıma kavuşmuş olur.

Bu hale ulaştığında genç yapması gerekenleri yapmış demektir. Geriye bu halini korumaya çalışmak kalır. Onun da yolu Yusuf aleyhisselâm’ı n “Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü o daima kötülüğü emredicidir” sözü ile Rabbimizin “Zinaya yaklaşmayın, çünkü o açık bir kötülüktür’ buyruğunu birlikte düşünüp, zinanın da nefsin de ‘kötülük paydası’nda birleştiğini tefekkür ettikten sonra, Peygamber Efendimiz gibi daima “Allahım bir anlığına bile olsa beni nefsimin eline bırakma!” duasını dilden düşürmemektir.

Ömer Baldık

24 Yanıt to “GENÇLİĞİN CİNSELLİKLE İMTİHANI”

  1. evet gercekten dogru akıl almaz insan nefsine karşı gelirse yapar

  2. sudem said

    tv ve internet oldugu surece insanların dogru yola gelmesı cok zor.. keske hep aklı basında insanlar olsada bole sıteler yapsalar ama malesef cınsellık almıs basını gıdıyor.. buna bı cozum bulmak gerekir..

  3. ergin teker said

    allahım bizlere yardım et.bizi kötü arkadaslardan ve kötü cevreden koru.amin

  4. vedat said

    Allah (C.C.) evliyasına,arifine,alimine hayırlı uzun ömür versin ve onların vesilesi ile bizleride affetsin.Hakiki manada teslim olup seyrü sülük yolu ile imanı kemal ile ruhumuzu teslim etmeyi nasip eylesin.Dualarınıza muhtaç ahmak ve günahkar kardeşiniz.Allah (C.C.) bu hizmetleri yapanları iki cihanda Aziz eylesin ve bizlerede yolunda hizmet etmeyi ve niyetlerimizin bu yönde olmasını nasip eylesin.

  5. omer uzun said

    selamun aleyküm sayın mümin kardeşlerim süt mayasın yogur olmaz cam camsil olmadan temizlenmez allah cc lu bizlere öyle bir güneş ihsan buyurduki dünyada ve ahirette bizi bir mürşidi kamil verdi o mürşidimizin adabı ve sünnetini yaşayarak resulallah efendimizin rızasını ve allah cc lunun bol rahmetine inşallah kavuşacagız ALLAHIN RAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN.

  6. bayram said

    alah razı olsun

  7. rıfat said

    essalumun aleyküm,
    saygıdeğer hocam , sevgili kardeşlerim ;hepiniz doğru söylüyorsunuz , en güzeli tavsiye ediyorsunuz, Allah sizden razı olsun…

    fakat günlük hayatta bu imtihan o kadar zor ki..21 yaşına gelmiş,üniversitede okuyan sağlıklı bir genç olarak karşı cinse uzak durmak , nazar etmemek benim artık psikolojimi zorluyor…namaz kıldığım zamanlarda bile cinsellik aklıma geliyor..öbür yandan bu yaşıma kadar hiç kızarkadaşı olmamış biri olarak , gençliğimin etkisiyle artık bende biri tarafından sevgi görmek istiyorum , beğenilmek istiyorum…etrafımda bir sürü sevgiliyi gördükçe içten içe kendimi yiyip bitiriyorum..

    ailemden uzakta olduğum için onların sevgi ve ilgisinden de mahrumum..biliyorum , evlen öyleyse diyeceksiniz fakat ekonomik şartlarım buna uygun değil.bir mucize olup ekonomik durumum düzelse bile evlenebileceğim ölçüde ahlakta bir eş bulabilmem oldukça zor..çünkü artık kızlarında önemli bir kısmı erkek arkadaş edinip , sevgili olarak yaşıyorlar…

    Allah rızası için bana birkaç öneride bulunun ; bu büyük imtihanı kaybetmekten korkuyorum….

  8. Mukremin said

    ve aleykum selam Rıfat kardeşim
    senin yaşadıklarını birçok kardeşimiz yaşıyor. gerçekten bu zaman müslüman gençler için çok zor bir zaman. sana tavsiyem ne olursa olsun zinaya düşmemen ve seni bu yola sevkeden her türlü meşguliyetten uzak durman.
    izlediğin, dinlediğin, konuştuğun şeylere dikkat et. Allah sabrının sonunda seni elbette senin gibi temiz bir eşle mükafatlandıracaktır. tecrübeyle sabittir.

  9. hilal said

    bencede cınsellık almıs basını gıdıyor benı aydınlattıgınız ıcıcn tesekur eder saygılarımı sunarım

  10. abdullah said

    Öncelikle bu yazıyı emek verip yayınlayan büyüklerimizin gönülleri nurla dolsun, gayretleri bol olsun! Şüphe yok ki ,Rabbim kendi dinini muhakkak yayacaktır.

    Cinsellik çok ciddi bir mesele. Büyük Allah dostları’ndan bir tanesinin sözüdür:’helal dairesi geniştir’.Gerçekten helal dairesi alabildiğine geniş, anck nefis sınır tanımayan bir özellikte olduğu için bunu ona kabul ettirmek birazcık mücadele gerektirmektedir.Bu yüzden Rıfat kardeşim ve cümle Ümmet-i Muhammed’in her alandaki mücadelerinde muvaffakiyetler nasip olsun inşallah! ŞUNU DA UNUTMAMAMIZ GEREKİR : “ALLLAHHHH SABREDEEEEEEEEEENLERLE BERABERDİR”, VE “İNANIYORSANIZ GALİP GELECEK SİZSİNİZ!” BUYURUYOR RABBİM, Kişinin yanında ALLAH’I VAR. yeter ki O’Na dönülsün. Rıfat kardeşim sana bişey söyleyim mi sen gönlünü temiz tut yeter ki Rabbm sana güzeli gönderir! Mesele zaten gönüllerimizin kirlenmemesidir. Kararmasın o kalpler Rabbimin NURU GİRSİN (Amin)

    Güzel noktalara değinilmiş, gönüller desteklenmeye çalışılmış, Bİzim yanımızda olan MEVLA kardeşlerim, o istiyor inş!

  11. semih said

    ALLAH(C.C.)hepinizden razı olsun sofiler

  12. Rifat said

    SELAMÜN ALEYKÜM ADASIM RIFAT,

    BENDE 20 YASLARIMDA SEN GIBIYDIM AYNI DÜSÜNÜYORDUM,BENIMDE AKSINE BIR SÜRÜ KIZ ARKADASLARIM OLDU HER TÜRLÜ NANEYI ISLEDIM. AMA SONU OLMAYAN SEYLER.DÜNYADA GÜZEL KIZ CEKICI INSANLAR BITMIYOR.HAYATIN BOYUNCA HEP AYNI SEKILDE BAGLI YASAYAMASSINKI.ALLAH C.C. NASIP ETTI BIR GÜN ESIMI BULDUM VE ALLAHIN IZNI ILE EVLENDIM.

    ALLAHIM BIZI SON NEFESIMIZE KADAR VE SON NEFES DAHIL IMAN NASIP ETSIN BIZLERI KÖTÜLÜKLERDEN,KÖTÜ RKADASLARDAN,KÖTÜ CEVREDEN,KÖTÜ INSANLARDAN UZAK TUTSUN VE KORUSUN. AMIN

  13. yener said

    RIFAT ABİMİN DİKKATİNE..
    s.a. abiler hakkınızı helal edin.Halik-i Mutlak(c.c.) Huzur-u İlahiyesine halk ettiği bir şerri emretmiş.sual buyurmuş”EY NEFİS SEN KİMSİN,BİZ KİMİZ?”,emmarenin cevabı”sen sensin ,bende benim”,Allahu Teala(c.c)emretmiş”ATIN CEHENNEME BİN SENE YANSIN”,yakmış getirmişler,Allahu Teala ikinci kez sormuş”EY NEFİS SEN KİMSİN,BİZ KİMİZ?dünyada başı boş olduğunu sanar,bunca zulumatın tek sorumlusu Lanetullahi Aleyh iblisin aşığı ve askeri “sen sensin bende benim”demiş.Allahu Teala emretmiş”ATIN CEHENNEME BİN SENE YANSIN”,o elim azaptan sonra tekrar getiriyorlar üçüncü kez sual buyuruyor Rabbülalemin”EY NEFİS SEN KİMSİN BİZ KİMİZ?” yaradılıştan kafir, diyor”sen sensin bende benim”.Allah(c.c)”ATIN AÇ KALSIN”buyuruyor.bir vakit sonra getiriyorlarki o zalim tel tel dökülüp tir tir titriyor,Allahu Teala’nın “EY NEFİS SEN KİMSİN BİZ KİMİZ” buyurduğu suale”YA RABBİ…ben nefisim.SEN BENİM RABBİMSİN.”diyor.
    Nazargahi İlahi kalptir.yani Allahın (c.c.)bakacağı yer kalptir.kalpten kast edilen manevi ve yetmiş hücre-oda olup ,sol göğüs ucundan bir kaç santim aşağıda kaburga aralığıda kapısıdır.bu sarayın hazineleri Allahu Teala’nın işaret buyurup razı olduğu,Resulullah(a.v.s)efendimizin sünneti seniyesiyle tatbik edip süslediği, Evliyaullah’ın(k.s.a.) harfiyen uyup,yaşayıp,keşf ve muhafaza ile irşad ettiği ,karanlık ve lanetli dünyanın HAKİKATİDİR…
    nefis,yetmiş koldan yetmiş kafayla ,kalbe saldırır kötülüğü emreder.şeyhi,mürşidi şeytan Lanetullahi aleyhtir.kişinin meleğinin telkinleri ve ortalıkta dolaşan din zannettiği hurafelerle dolu yetersiz ve yanlış ilmi nefsine hükmüne mani değildir.kale her defasında düşer,nefsin heva ve hevesi tatmin edilmek durumunda kalınır.
    ruh sıkılsada zamanla kararır ,alışır razı olur.lanetli iblis(L.a.)kendini sağlamca gizlemiş, gerçekte günah olanları nefse süsleyip insanın bakış açısını değiştirir.vicdani sesleri, nefsani telkinlerle bastırır kalbin rotasını aşağı çevirir.insan yaptıklarıyla kalbini yaralamaya,bu yaralar çoğalınca manevi hastalıklar bulaşır.menşei melun şeytandır(L.a.).şehvet,sinirlilik,tahammülsüzlük,kıskançlık,iğrenç alışkanlıklar…imanın surları bir bir dinamitlenir çelinmiş aklıyla rıza gösterir.Allah rızasından gayrısının lanetlendiği dünyaya canını verir.görünce Elhamdülillah dediiği dilenciden rahatsız olur.kişiliği değişir kendine etrafına yararsızlaşır.kalbi huzursuz şeytanı(L.a.)ve nefsi güç sahibidir.gıdası olan feyiz ,nur eskidende nispeti kesiktiya;kalp harap ağır hasarlı,yorgun ,bitkin nefsine tapınır durur.kahreden üzüntüsünden bir illete müptela olur.sarhoş ,ayyaş esrarkeş,kumarbaz…ne bulursa…bu kimsenin aile ve akraba ilişkilerini,arkadaşlıklarını nefsi ve şeytanı(L.a.) belirler,esir durumdadır.hayatı gözü önünde erir ,sarhoş gelip evinde zulmüne ağlar.
    hep böyle değildir insanlar iradesine göre nefsin ve şeytanın(L.a.)muamelesine farklı olan hayatlarda tabidirler.bu kıskaçtan lain(L.a.)ne kurtarırsa…Adem(a.s.)oğluna nefretini ihya eder.ordusu-avanesinde farkedemediklerinden insanlarda vardır.bu kimselerin İslam adına hizmet faaliyetleri yürüttüğü bile zannedilebilinir.Allahu Teala’nın ,Gavs-ı Azam,Halife-i nebi,Sahibel zaman,İnsanı-Mürşidi Kamil seçip rahmetine,hidayetine,feyzi-nuru hakikatine vesile Veli kulları (Rabbisi(c.c.) sırlarını yüceltsin)bu kimselerin manevi kalplerine nur-u ferasetleleriyle nazar etse, ibadet ve ilim zannettiklerinden nefislerinin kibri ,inkar ve nifak hastalıkları görür. “Kuran ve hadisler ,Peygamber Efendimiz(s.a.v)dinimiz İslam için yeterlidir.bulunduğunuz yerden Allah’a tevbe edersiniz, Allah’ın huzurunda bir kimsenin elini tutup tevbe etmek yok dinimizde.” diyip hastalıklarına göre yorumladıkları Ayet-i celile ve hadis hatta sünneti seniyelerden cımbızladıklarıyla kanıtlamaya, hasta imanlarını ve Rıza-yı Hakka(c.c.) varmayacak hazin istikametlerini savunup korurlar .Dört Halife’den (r.a.)sonra hilafet makamının son bulduğunu ,bazı devletlerde tarihte sembolik hürmeten barındırıldığını ,Alem-i Maneviyatta bu makamın varlığına münkirdirler.
    kalbin sultana,hekime,rotasını Allahu Teala’ya döndürecek bir rehbere,çok konuşulup az gidilen bir yolun kılavuzu yani Mürşid-i Kamil’e ihtiyacı vardır.Allah (c.c.)katında o kadar sevimli ve değerlidirki bir”İnşaallah”niyazı Arş-ı Alayı yıkacak gibidir.Beldesinde,köyünde bulunsanız camide, mübarek selamıyla girse o yetmiş şubeli manevi kalplere şimşek gibi düşen feyiz,nur rahmetin taşan kısmını ,ellerini tevazu,saygı ve edeple bağlamış aşıklarının ve sofilerinin anlık haykırışlarından anlarsınız.ceryana tutuldukları sanılır. anadolunun içinde haritada yeri zorla bulunur.yaklaşılsa iyice heybeti farkedilir.nefsin zulüm örtülerini kalbin gözünden nurani nazarıyla erittiğini farkedersiniz.ilk defa görenlerde korku ,şaşkınlık ve hayret hasıl olur.vakit geçtikçe gönül muhatabını idrakiyle lezzet, sevgi ve huzur bulur.hiç karşılaşılmasa dahi kalp onu tanır.yaratıldığında fıtratına konan ve açılmasını asırlardır beklediği bir kilidin anahtarını görmüş gibidir. sahibini kalp ,gözüyle seyre dalar. kabul ve davet eder.davete o Allah Dostu(k.s.)icabet eder.”YA RABBİ BU KULUNU BİZE TESLİM ETTİN. O BİZİ BIRAKSA BİLE BİZ ONU BIRAKMAYACAĞIZ.”
    o kimse Allah (c.c.)katında mümin kullardan sayılacağını büyle bir evlada sahip olduklarından ana-babasının çok fayda göreceğini nerden bilsin.O(k.s.)Allahu Teala’nın(c.c.)seçip Resulullah’ın icazet verdiği”biz onu alemlere rahmet için yarattık”Kuran-ı Kerim’deki ayeti celileyle sabit,on sekiz bin alemin Seyyidi’nin(a.s.v.) bu zamanki halifesi olduğunu bilse şuuru yerine gelip” onun için bu kadar güzel ve teesir ediyor insana…”derdi.nefis ve kılavuzu melunun(L.a.)o kalbe etkisi zamanla azaldığı ve bunun tamamen kendi çabasıyla olmadığını sonunda farkedecektir.çekilip memleketine gidip unutsa maneviyat babası onu rüyasında bulup evladının ruhuyla lisanı rahmaniyle konuşur.o anda Sultanının himmeti üzerinde, bayramda gibidir.bu himmet kısıldığında sahibinin kıymeti anlaşılır.kişi sevdiğinin muhabbetini yapar,sevdiğiylede birliktedir.beldedeki hatıralarını anıp taze tuttukça kalp gıdasına ilacına kavuşur yumuşar.temizlik devam ettikçe o kalbe sahibi yeni marifetler kazandırıp yavaş yavaş dinini yaşatmaya başlar.ailesinde ,çevresinde ,akrabalarında olumlu değişiklikler olur.nefis kendisinden olduğunu iddia edip yetmiyormuş gibi kibirlenir.onu övmemek ve övgülere karşılık onu aşağılayıp haddini bilmesi sağlanmalıdır.
    insanda titreme ,ağlama olması tevbe halindendir .nefis zamanla tanındıkça Evliyanın kıymeti himmetinin paha biçilmez bir hazine olduğu anlaşılır.nefsini bilen Evliyayı, Evliyayı bilen Allahı bilir.onun daha önceden bağlanmış sofileri vardır onları İnşaallah bulalım abi.onların kalbi daha sağlam irtibatlı olduğundan rabıtaları daha kuvvetlidir.abi onların ahlakı insana bulaşır.beraber muhakkak her fırsatta görüş.yemeklerinden özellikle çaylarından iç.rabıtalı yapılan yemek ve çay nefis ve şeytandan(L.a.)emin olunarak yapıldığından feyizli ,bereketli şifa gibidir.sohbetleri dermandır.pür edeple dinle .gözlerine iyi bak abi onların gözlerinde masumiyet ve bağlılıktan,ığlas ve alçak gönüllülükten başka ne görebileceksin?kul hakkına verdikleri değer seni hayran bırakacaktır.sıklıkla helalleşirler.bu yol Şah-ı Nakşibent Eşşeyh Esseyyid Bahaeddin Nakşibendi Hazretleri’nin( Allahu Teala sırlarını ali eylesin) zikirlerin ,manevi hallerin ve sırların saklanıp,riya ve şöhretten uzak, gizli eda edildiği Resulullah Aleyhissalatü vesselam Efendimiz’den talimat ile Ebu Bekiri Sıddık Hazretlerine (r.a.)lutfedilmiş, adabı günümüze kadar kemale ermiş “Tarikat-ı Nakşibendi’dir”.sana Gavs-ı Sani Hazretleri’nden (k.S.)sıkça bahsetsinler İnşaallah.ve unutma gayeleri yanlız “ALLAH” olmayan,emir ve yasaklara ,sünnetin tatbik edilmediği yol tökezler.bir kapıda vardırki tevbe kapısıdır.insanlar sel misalidir.münafıklar bir kapıda ahirette bekler müminler ordan çıkınca cennete giden başka bir kapıya doğru geçerken “ey Allah’ın Mümin kulu ne olur bana nazar ediniz ,bakışlarınızdan istifade edip temizlenip bizde sizinle temizlenmiş olarak cennete gelelim” o mübarekler”siz dünyada bize gelmediniz kapımızı çalmadınız artık çok geç” kapı münafıklara kapanacak.güneş ışığını Murşid-i Kamil’in mübarek cemalinden alır.O silsilede Kırklardan,Yedilerden, Beşlerden ,Üçlerden ve İkilerden makamca daha Allah’a(c.c.)yakın ,nazlanacak kadar sevgili kulsa O’nun duasının değerini bir düşünelim İnşaallah.ve bizim o beldeye “Menzil Köyün’e” gittiğimizde İnşallahu Teala bir hizmetimiz dokunsa o kapıya, Allahu Teala’nın hoşnudluğunu neyle ölçebiliriz? bir Maneviyat Babası (k.s.)buyuruyorlar”biz evlatlarımızı bazen konuştururuz ,o an dil onundur oynar sözler bizimdir.”
    o kapıya benim kadar kötülük eden olmadı…abi Allah’a emanet olun.hakkınızı helal edin ,Allah’ın rahmet-bereketi üzerinize olsun ,Allau Teala sevdiklerini bizede sevdirsin kalbimize varlığımızın sonuna kadar perçinlesin,dünyadaki halifesinden başka nefsimize meydan ,iblis lanetullahi aleyhe mekan kalmasın İnşaallah .

  14. birsen said

    s.a.rıfat kardeşim,
    aslında bu durum yani düşündüğün seyler sadece siz erkekler için deil tüm gençler için geçerli bişey..üniversite ortamında biri olarak söylediğin şeylere hak veriyorum ama bunlardan kendını alıkoymanın yolları olmalı ki varda zaten Yener kardeşimizin bahsettiği gibi..unutma kı GÖZ NE İLE MEŞGUL OLURSA GÖNÜL ONU ARZULAR..bence meşgul oldugun şeylere farklı bir yön ver..Allah yardımcın olsun

  15. çağla said

    SELAMÜN ALEYKÜM… kardeşlerim rabbim hepimizin yardımcısı olsun ben kapalıyım pardesu giyiyorum ama herkez karışıyo çıkar onu gençsin diyolar çıkartıyorum bu seferde bu nasıl kapalılık diyolar herkez belden aşagı düşünüyo herkez ama halimiz hal degil mümmeti muhammetin gidişatı hiç iii degil rabbim yardımcımız olsun bizi nefsimizden korusun şeytanın şerrinden korusun birbirimize dua edelim bakın sizlere bi hadis-i şerif söyliyim. YETİM ANNESİ BABASI OLMAYAN DEGİLDİR YETİM İLMİ VE EDEBİ OLMAYANDIR… KENDİNİZE İİ BAKIN ALLAHA EMANET OLSUN….

  16. sabri said

    ne diyeyim diyecek bişey yok herşey gayet açık ve net Allahu teala bekarlarında parası olmayıpda evlenemiyenlerin yar v eyardımcıs olsun hakketen zordur heleki bu ortamda

  17. aylin said

    selamün aleyküm gercekten bu konu cagımızın kanayan yarası zaman öyle bi zamanki gecmiş ümmetlerin yaptıgı tüm hatalar suan yapılıyor.helak olmus tüm kavimlerim yaptıgı yanlışlar suan topluca bizde mevcut RABBİM bizlere dinimiz üzre sabit olmayı nasip etsin bu konuda bizlere yardımcı olsun bol bol sabır versin.toplum o kadar bozulmuski büyük günahlar artık hayatın vazgecilmezi halini almış.inşallah gözlerimiz HALIK-I ZÜLCELAL in nuruyla acılırda hakikati görebiliriz…dua ve selametle…..

  18. salih inal said

    evet enbuyuk düşman nefis

  19. nasrullah said

    s.a arkadaslar zaman kötü bi zaman buzamanda nefs ile şeytana fırsat vermemek lazım kimne sölerse aldırmayın herkes sizin düşüncenize ortak olmaya bilironun arkadas çevresi çok önemlidir allah dostlarından ayrılmayalım inşallah s.a

  20. EDEPGÜL said

    ne yapacağız?işte sorunu cevbı çok güzel verilmiş biz kadınlar ve erkekler çok kurnaz olmalıyız günaha gireyelim ZİNA ETMEYELİM bir bakış bile zina dır o zaman önumuze bakarak yürüyelim Allah için ne olur Zina yapmayalı cevremizdek arkadaşlarımızada uyaralım Allah razı olsun…

  21. ulusoy said

    Rabbimiz c.c ne buyuruyor?nefis olanca şiddeti ile kötülüğü (meniyatı,fuhşiyatı..)emreder.her ne yaper sak bizi gözetleyen yaptıklarımızı kayıt eden vardır hakikatını aklımızdan cıkarmadığımız ve yapyıklarımız bir gün(mahşerde)karşımıza cıkacak olduğunu ve bunlardan hesaba cekilecepimizi unutmadığımız zaman sadatın himmeti ve Allahın.cc yardımı geleceğini mutlak bilelim.Allah bütün ümmeti muhammedi nefsin şerrinden ve şeytanın şerrinde korusun.şunuda unutmayalımki kırk şeytanın yaptıramadığını bir nefis yaptırır.

  22. ulusoy said

    Rabbimiz c.c ne buyuruyor?nefis olanca şiddeti ile kötülüğü (meniyatı,fuhşiyatı..)emreder.her ne yaparsak bizi gözetleyen yaptıklarımızı kayıt eden vardır hakikatını aklımızdan cıkarmadığımız ve yapdıklarımız bir gün(mahşerde)karşımıza cıkacak olduğunu ve bunlardan hesaba cekileceğimizi unutmadığımız zaman sadatın himmeti ve Allahın.cc yardımı geleceğini mutlak bilelim.Allah bütün ümmeti muhammedi nefsin şerrinden ve şeytanın şerrinde korusun.şunuda unutmayalımki kırk şeytanın yaptıramadığını bir nefis yaptırır.

  23. ferdi özdemir said

    allahu teala bu yazyı hazırlayan abimizden razı olsun ben 18 yasındayım yanı konunun tam muhataplarından sadece bırıyım. denıldığı gıbı onemlı olan ınsanın içindeki iman lutfunun farkına varması ve ona göre iradesini kullanması gerekir tabi bu zor bu zaman da arkadasımızın biri demiş ınternet ve tv oldukça ınsanlar hep kotuye meyledecek dıye. eğer bu tur seylerde secıcı olursak ve kalıteye onem verırsek sorun olmaktan çıkar sadatlarda bunun için televızyon radyo gazete gıbı projelere gırıstıler inşallah bızde doğru secım yaparsak sapkın gençlik irşad gorevını ustlenen memurlar oılurlar allah herkesden razı olsun duanızda bizlerıde eksık etmeyın inşallah

  24. Yusuf said

    Avuc icinde atestopu tutmak gibi birsey bu …Allahu teala yar ve yardimcimiz olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: