~ MOSTAR ~
Yazan: Zâcir Eylül 24, 2007
Yazı kategorisi: Klipler | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Ağustos 27, 2007
![]()
Tasavvuf yoluna ilk girdiğim dönemlerde müşahedemde gördüm ki bir yerde tavaf ediyorum, başka bir grup da benimle beraber tavaf ediyor. Ancak onlar o kadar yavaş yürüyorlardı ki, ben bir tavaf yapıncaya kadar onlar iki üç adım atabiliyorlardı.
O esnada bildirdiler ki, burası Arş’ın üzeridir, tavaf eden bu cemaat da meleklerdir. Peygamberimize ve o meleklere salat ve selam olsun.
“Allah rahmetini dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Bakara, 2/105)
İmam-ı Rabbani (kuddise sırruh), Rabbani İlhamlar
Yazı kategorisi: TASAVVUF | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Ağustos 1, 2007
Ömer b. Hattab’dan (ra) rivayet edilen, Cebrail’in (as) Rasulullah’a (sav) gelmesi, ona dinle ilgili bazı sorular sorması ve Rasul-i Ekrem’in (sav) cevaplar vermesi ile ilgili hadiste, Efendimiz (sav) şöyle buyurdu:
- “O, Cebrail (as) idi; Dihye b. Halife el-Kelbi suretinde indi.” (Nesai, İman, 6)
Hadisten çıkan netice: Temessülün mümkün olması.
Bir varlığın kendi vücudunun asli hüviyetini korumakla birlikte başka bir şekilde ortaya çıkmasına temessül denir. Bu ikinci şekle suret-i misal (misali şekil) de denilir. Rüya ve keşiflerin çoğunluğu böyledir. Harikulade olan temessül, bazen kulun uyanık halinde de olabilir. Yukarıdaki hadiste bunun ispatı vardır.
Hz. Cebrail (as) sadece insan şeklinde gözüktü, insan suretine girdi. Yoksa meleklikten çıkıp insan olmadı. Kur’an’da da bu temessülün delili vardır. Allah Teala şöyle buyuruyor:
- “…(Cebrail as) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.” (Meryem 19/17)
Cebrail (as) insan şeklinde temessül etti. Bu temessülü tenasüh gibi yanlış anlamamak lazımdır. Çünkü temessülde bir varlık gerçekten başka bir kalıba dönüşmez. Fakat tenasüh (reenkarnasyona benzer bir teori) ruhun başka bir bedene intikal etmesi olarak kabul edilir, bu ise batıldır (doğru değildir).
Şeyh Eşref Ali Tanevi
Yazı kategorisi: Hadislerle Tasavvuf | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Temmuz 28, 2007

Ünlü edebiyatçı merhum Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için kaleme aldığı “Yürek Dede ile Padişah” adlı hikaye Mavi Uçurtma Yayınları tarafından yeniden basıldı.
Köyün seksenlik büyüğü Yürek Dede ile hanımı Ayşe Nine’nin yazın yaylaya çıkarken konakladıkları yerde tebdil-i kıyafet etmiş bulunan padişah ile karşılaşmaları ve sonrasında gelişen olayları konu edinen hikaye çocuklar için olduğu kadar büyükler için de okunup nasihatler alınması gereken bir eser.
76 sayfalık karton kapaklı kitap Sevgi İçigen’in birbirinden güzel çizimleriyle renklenmiş.
Yazan: Zâcir Temmuz 28, 2007
Müşahede ehlinin secdesi üç makamda olur:
Birinci makamdakiler; secdeye gidince, kendisine en yüce alemler açılır/keşfolur; bu kimse Yüce Zatın karşısında, arşın önünde secde eder. O bu halde, ufuk-i ala/en yüksek makam ile karşı karşıya; mele-i ala’ya/en yüksek meleklerin meclisine komşu olur. Yüce Allah’a yaklaşır, yüce Sevgiliye yakın olur. Bu, yüce Allah tarafından sevilenler mukarrebunun/ilahi huzurda kabul gören ariflerin makamıdır.
İkinci makamdakiler secdeye gidince, kendisine yücelik alemleri açılır; o, Allah-u Teala’nın tanıttığı gibi, yer yüzünün en alt tabakasının üzerinde secde eder. Kalbi aziz ve yüce Allah’a karşı tevazu ile mahzun olur, boyun eğer. Bu, abidlerden korku sahiplerinin makamıdır.
Üçüncü makamdaki kimse secde edince, kalbi, göklerin ve yerin melekutunda/görünmeyen alemlerinde dolaşır; bir çok ince hikmetleri ele geçirir, kimsenin bilmediği şeyleri müşahade eder. Bu da, hakkı arayan sadık kulların makamıdır.
Dördüncü bir kesim vardır ki, onların övülecek hiç bir sıfatı yoktur. Onların bütün düşüncesi, yüce Allah’ın kendilerine vereceği mal ve mülktedir. Onlar dünya düşüncesiyle perdelenerek yüce alemleri müşahede etmekten ve nefsin kötü arzularına esir olarak en yüce makamlara doğru yol almaktan mahrum kalmışlardır.
(Ebu Talip el-Mekki, Kutu’l-Kulub)
Yazı kategorisi: TASAVVUF, ÖLÇÜ | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Temmuz 28, 2007
Ey Sultan! Bil ki, dünyanın işleri ilk göründüğünde, insan onların hemen biteceğini ve fazla devam etmeyeceğini zanneder; halbuki onun işleri ve halleri birbiri peşi sıra gelir, hiç bitmez; bu uğurda bir ömür sermayesi harcanır.
Hz. İsa (as) şöyle demiştir: “Dünyanın peşinden koşanın durumu, denizden su içen kimseye benzer; o ne kadar çok içse o kadar susar ve harareti artar. Bu kişi ölene kadar içer, fakat susuzluğu gitmeden kendisi helak olur gider.”
Bu konuda Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Denize düşenin ıslanmaması mümkün olmadığı gibi; dünyaya dalanın da kirlenmemesi mümkün değildir.”
(İmam Gazali, Yöneticilere Altın Öğütler)
Yazı kategorisi: ÖLÇÜ | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Temmuz 19, 2007
Semerkand Dergisi temsilcilik bazında Kocaeli, İstanbul ve Zonguldak’taki fuar faaliyetleri:
Kocaeli Kültür Sanat ve Eğlence Fuarı
Kültür Adası, Merkez-Kocaeli
15 Haziran 2007-15 Eylül 2007
***
Geleneksel 2. Uluslararası Silivri Yoğurt Festivali
Sahil Kordon Boyu, Silivri-İstanbul
15 Haziran 2007-15 Eylül 2007
***
Kilimli Belediyesi 10. Kültür ve Sanat Festivali
Kilimli Sahil Boyu, Merkez-Zonguldak
29 Haziran 2007-30 Ağustos 2007
Yazı kategorisi: Duyurular | Yorum Yok »
Yazan: Zâcir Haziran 29, 2007
Cafer el-Huldi (ra) anlatır:
Cüneyd-i Bağdadi’ye, “İhlasla sıdk arasında bir fark var mıdır?” diye sordum. Hazret, “Evet, ikisi arasında fark vardır; sıdk işin temelidir ve ilk olarak o bulunur. İhlas ise sonradan meydana gelir ve sıdka tabiidir.” dedi.
Yazı kategorisi: Tarikat Usülleri | Yorum Yok »